YazarErhan

Have Got – Has Got

have got has got konu anlatımı

Have got / has got Türkçede “sahip olmak (var)” anlamına gelir. Sahip olunan herhangi bir şeyi ifade etmek için kullanılır. Şayet olumsuz halde kullanılırlarsa “yok” anlamına, soru anlamında kullanılırlarsa ise “var mı” anlamına gelir. 

Have Got / Has Got Konu Anlatımı

Sahip olduğumuz her ne varsa “have got” / “has got” kalıbını kullanılırız. Öznelere göre kullanım şekillerini aşağıda görebilirsiniz.

Have got / Has Got Olumlu Cümleler

I have got
You have got
We have got

They have got

We have got a brother and a sister.  
Bir erkek ve bir kız kardeşimiz var (sahibiz).

They have got a very luxury house  
Onların çok lüks bir evi var (onlar çok lüks bir eve sahipler).

He has got
She has got
It has got

She has got a brother and a sister.
Onun bir erkek ve bir kız kardeşi var (sahiptir).

That car has got four flat tyres.  
Şu arabanın 4 tane patlak lastiği var.

Have got / Has Got Olumsuz Cümleler

Sahip olmadığımız her ne varsa ise “have not got / has not got” kalıbını kullanırız. Olumlu cümleden tek farkı yardımcı fiilden (have / has) hemen sonra “not” gelmesidir.

I have not got
You have not got
We have got
They have not got

We have not got a brother and a sister.  
Bir erkek ve bir kız kardeşimiz yok (sahip değiliz).

They have not got a very luxury house  
Onların çok lüks bir evi yok (onlar çok lüks bir eve sahip değiller).

He has not got
She has got

It has not got 

She has not got a brother and a sister.
Onun bir erkek ve bir kız kardeşi yok.

That car has got four flat tyres.  
Şu arabanın 4 patlak lastiği yok.

Have got / Has Got Soru Cümleleri

Sahiplik içeren herhangi bir şeyi sormak için ise “have / has + özne + got” kalıbını kullanırız. 

Have I got
Have you got
Have we got
Have they got

Have we got a brother and a sister?  
Bir erkek ve bir kız kardeşimiz mi var (sahip miyiz)?

Have they got a very luxury house? 
Onların çok lüks bir evi  mi var? (onlar çok lüks bir eve mi sahipler).

Has he got 
Has she got
Has it got 

Has she got a brother and a sister?  
Onun bir erkek ve bir kız kardeşi mi var (sahip mi)?

Has that car got four flat tyres?  
Şu arabanın 4 patlak lastiği mi var? (şu araba dört tane patlak lastiğe mi sahip?)

Have got / Has got Kısaltmalar

Have got : ‘ve got    Have not got : ‘ve not got   veya   haven’t got
Has got  : ‘s got       Has not got   : ‘s not got     veya   hasn’t got

I’ve got a car, but my sister hasn’t got.  
Benim bir arabam var (bir arabaya sahibim), fakat kız kardeşimin yok (kız kardeşim sahip değil).

They are very rich. They”ve got a lot of money.  
Onlar çok zenginler. Çok paraları var.

My sister’s got two children.  
Kız kardeşimin 2 çocuğu var. 

We’ve got nothing more than 10 Turkish Liras.  
10 Liradan daha fazla paramız yok. Bu cümlede nothing kullanıldığı için ayrıca olumsuzluk eki olan “not” eklenmemiştir. 

Non-Progressive Verbs -ing Almayan Fiiller

ingilizcede ing almayan fiiller

Non-Progressive Verbs, bir diğer ifadeyle “Non-Action Verbs”, ing takısı almayan fiiller anlamına gelir.

– ing Almayan Fiiller Konu Anlatımı

İngilizcede ing takısı almayan fiiller genel olarak durum, duygu, istek, sahiplik ve düşünce ifade ederler. Bu fiiller hareketlilik (oturmak, kalkmak, koşmak, uyumak, çay içmek, yemek yemek gibi) içermezler. Örnekler:

want : istemek

They want to have 2 children. 
Onlar 2 çocuk sahibi olmak istiyor.
They are wanting to have 2 children. (“istemek” hareketlilik içermediği için “ing” takısı almaz)

like : sevmek, hoşlanmak, beğenmek

I like Pizzas with black olives. 
Siyah zeytinli pizzaları seviyorum.
I am liking pizzas with black olives. (“sevmek” hareketlilik içermediği için “ing” takısı almaz)

know : bilmek, tanımak

They know each other very well. 
Onlar birbirlerini çok iyi tanıyorlar.
Bu cümlede “tanımak” fiili hareketlilik içermediği için ing takısı almamıştır.

believe : inanmak

I do not believe you as you always say lies. 
Sürekli yalan söylediğin için sana inanmıyorum.
Bu cümlede de “inanmak” fiili hareketlilik içermediği için ing takısı almamıştır..

– ing Almayan Fiiller Listesi

Sık kullanılan – ing takısı almayan fiiller listesi aşağıda yer almaktadır. Bazı fiillerin yanında yıldız (*) işareti göreceksiniz, bu fiiller sadece hareketlilik içerdiğinde -ing takısı alırlar, örnek kullanımlarını aşağıda görebilirsiniz.

1. Sahiplik Belirten Fiiller

have : sahip olmak, yapmak * 
possess : sahip olmak
own : sahip olmak
belong : ait olmak

They have 3 children.
They possess 3 children.
They own 3 children. 

Onların 3 çocuğu var (3 çocuğa sahipler).
“sahip olmak” hareketlilik içermediği için “ing” takısı almaz.

They are having a party with their friends. 
Onlar arkadaşlarıyla parti yapıyorlar.
“parti yapmak` hareketlilik içerdiği için “ing” takısı alır.

This car belongs to me. 
Bu araba bana ait.

2. Düşünce Belirten Fiiller

think : sanmak (zannetmek), düşünmek *

I think this year will be better than last year. 
Bu yılın geçen yıldan daha iyi olacağını zannediyorum.

I am thinking of going to Antalya this summer. 
Bu yaz Antalya’ya gitmeyi düşünüyorum.

suppose : sanmak (zannetmek)
believe : inanmak
imagine : hayal etmek
realize : fark etmek
notice : fark etmek
recognise : fark etmek
know : bilmek
understand : anlamak
feel : hisssetmek
doubt : kuşku duymak
remember : hatırlamak
forget : unutmak
want : istemek
need : ihtiyaç duymak
prefer : tercih etmek
mean : anlamına gelmek, demek istemek

3. Duyu Belirten Fiiller

see : görmek, görüşmek * 

The blind people do not see. 
Ama insanlar görmezler.

Doctors are seeing their patients at the moment. 
Doktorlar şu anda hastalarıyla görüşüyor.


smell : kokmak, koklamak *

This kitchen smells very bad. 
Bu mutfak çok kötü kokuyor.

She is smelling the flowers in the vase. 
O vazonun içindeki çiçekleri kokluyor.


taste : tadı olmak, tadına bakmak *

The food tastes great. 
Yemeğin harika tadı var.

They are tasting the food. 
Onlar yemeğin tadına bakiyorlar.


feel : hissi vermek, hissetmek *

This room feels hot. 
Bu oda sıcak hissi veriyor.

I’m feeling hot in this room. 
Bu odada sıcak hisssediyorum.


hear : duymak

I hear you.
Kesinlikle “hear” fiili ing takısı almaz.
Seni duyuyorum. 

4. Durum Belirten Fiiller

look : görünmek, bakmak

You look very fashionable with these clothes. 
Bu elbiselerle çok şık görünüyorsun.

She is looking out the window. 
O pencerenin dışına bakıyor.

weigh : ağırlığında olmak, tartmak * 

I weigh 80 kilograms. 
Ben 80 kilo ağırlığındayım.

The greengrocer is weighing the potatoes. 
Manavcı patatesleri tartıyor.

appear : gibi görünmek, ortaya çıkmak *
seem : gibi görünmek

What’s up, man? You appear to be depressed. 
Neyin var, adamım? Canın sıkkın görünüyorsun.

Look! She is appearing now. 
Bak! O şimdi ortaya çıkıyor.

be : olmak (yardımcı fiil), olmak *

He’s very rude . 
O çok kaba.

He’s being rude. 
O kabalaşıyor (kaba oluyor).

advise : tavsiyede bulunmak
cost :
maliyetinde olmak
exist : mevcut olmak
promise : söz vermek
refuse : reddetmek

sound : kulağa gelmek
This music sounds good 
Bu müzik kulağa hoş geliyor.

contain : içermek
include : içermek
consist of : içermek

Her bag contains a wallet, a lipstick, a blusher and more. 
Her bag includes a wallet, a lipstick, a blusher and more. 
Her bag consists of a wallet, a lipstick, a blusher and many more. 
Onun çantası bir cüzdan, bir ruj, bir allık ve çok daha fazlasını içeriyor.

5. Duygu Belirten Fiiller

love : sevmek
like : hoşlanmak
dislike : sevmemek
hate : nefret etmek
loathe : tiksinmek
detest : tiksinmek
fear : korkmak
envy : kıskanmak
desire : arzu etmek
forgive : affetmek
mind : umursamak
appreciate : takdir etmek
wish : dilemek

I love you much more than you think 
Seni zannettiğinden daha çok seviyorum.

I don’t mind your words 
Sözlerini umursamıyorum.

I wish you pass all your exams 
Tüm sınavlarını geçmeni diliyorum.

İngilizce Vücudumuz

İngilizce vücudumuz ve anlamları aşağıda yer almaktadır. 

ingilizce vücudumuz

Shoulder:  Omuz

Chest:  Göğüs

Eye:  Göz

Nose:  Burun

Mouth:  Ağız

Neck:  Boyun

Cheek:  Yanak

Eyebrow:  Kaş

Arm:  Kol

Lip:  Dudak

Ear:  Kulak

Tooth:  Diş

Teeth:  Dişler

Tongue:  Dil

Stomach:  Mide

Hand:  El

Head:  Kafa

Chin:  Çene

Forehead:  Alın

Knee:  Diz

Foot:  Ayak

Finger:  Parmak

Toe:  Ayak parmağı

Leg:  Bacak

Wrist:  Kol bileği

Ankle:  Ayak bileği

İngilizce Vücudumuz Hakkında Örnek Cümleler

I have a head ache.  Baş ağrım var.

Our hands are full.  Ellerimiz dolu.

Your legs are very long.  Bacakların çok uzun. 

My ears are with you.  Kulaklarım seninle (seni dinliyorum).

İngilizce Vücudumuz Şarkısı

İngilizce Aile Bireyleri

İngilizce aile bireyleri öğrenilmesi gereken öncelikli İngilizce kelimeler arasındadır. İngilizcede en sık kullanılan aile bireyleri ve anlamları aşağıda yer almaktadır.

Father:  Baba

Mother:  Anne

Stepmother:  Üvey Anne

Stepfather:  Üvey Baba

Grandfather:  Büyükbaba, Dede

Grandmother:  Büyükanne, Nine

Mother-in-law:  Kayınvalide

Father-in-law:  Kayınpeder

Parents:  Ebeveyn (anne ve baba)

Brother:  Erkek kardeş

Sister:  Kız kardeş

Sibling:  Kardeş (erkek veya kız)

Aunt:  Hala, Teyze, Yenge

Uncle:  Amca, Dayı

Nephew:  Erkek yeğen

Niece:  Kız yeğen

Cousin:  Kuzen

Husband:  Koca, Erkek eş

Wife:  Karı, Kadın eş

Couple:  Karı koca, Evli çift

Daughter:  Kız evlat

Son:  Erkek evlat, Oğul

Grandson:  Erkek torunn

Granddaughter:  Kız torun

Child:  Çocuk

Children:  Çocuklar


İngilizce Aile Bireyleri Hakkında Örnek Cümleler

Where are the children? 
Çocuklar neredeler?

My son’s name is Berkay.  
Oğlumun adı Berkay’dır.

How old is your daughter? 
Kızın kaç yaşındadır?

Her father is your grand father. 
Onun babası senin dedendir.

My mother’s brother is my uncle.  
Annemin erkek kardeşi benim dayımdır.

İngilizce Ülkeler

İngilizce ülkeler en önemli İngilizce kelimeler arasındadır. Dünya üzerinde uluslararası ortamda tanınan 193 ülke vardır. Aşağıda yer alan İngilizce ülke isimleri bunlar arasında en yaygın olanlardır.

İngilizce Ülkeler ve Anlamları

Argentina:  Arjantin

Afghanistan:  Afganistan

Austria:  Avusturya

Australia:  Avustralya

Algeria:  Cezayir

America:  Amerika

Bangladesh:  Bengladeş

Bulgaria:  Bulgaristan

Brazil:  Brezilya

Canada:  Kanada

Denmark:  Danimarka

Ireland:  İrlanda

Iceland:  İzlanda

Turkey:  Türkiye

England:  İngiltere

Endonesia:  Endonezya

Egypt:  Mısır

Germany:  Almanya

Greece:  Yunanistan

France:  Fransa

Finland:  Finlandiya

Netherland:  Hollanda

New Zealand:  Yeni Zelanda

Italy:  İtalya

Iraq:  Irak

Iran: İran

Israel:  İsrail

India:  Hindistan

Japan:  Japonya

Jordan:  Ürdün

Poland:  Polonya

Russia:  Rusya

Spain:  İspanya

Saudi Arabia:  Suudi Arabistan

Scotland:  İskoçya

Sudan:  Sudan

Somalia:  Somali

South Africa:  Güney Afrika

Sweden:  İsveç

Switzerland  İsviçre

Syria:  Suriye

Thailand:  Tayland

Taiwan:  Tayvan

USA:  Amerika Birleşik Devletleri

United Kingdom:  Birleşik Krallık (İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda)

China:  Çin

Pakistan:  Pakistan

Palestine:  Filistin

Yemen:  Yemen

Wales:  Galler

Zambia:  Zambiya

Yukarıda listelenenler hepimizin sıklıkla duyduğu İngilizce ülkeler arasındadır. Bunların dışında bildiğimiz İngilizce ülkeler varsa onların da anlamlarını hemen İngilizce sözlük aracılığıyla bularak ezberlemenizi tavsiye ederiz.

İngilizce Ülkeler Hakkında Örnek Cümleler

Sarah: Where are you from? 
Nerelisin?

David: I am from United Kingdom. 
Birleşik Krallık’tanım.

Sarah: Where are you from in United Kingdom? 
Birleşik Krallık’ta neredensin?

David: I am from Wales. 
Ben Galler’denim.

Turkey is my home country, but I live in France. 
Türkiye benim ana vatanımdır, fakat ben Fransa’da yaşıyorum.

We don’t support Israel’s attitude towards Palestine. 
İsrail’in Filistine tutumunu desteklemiyorz.

I think the best Muslim country is Turkey. 
Bence en iyi müslüman ülke Türkiye’dir.

Pakistan and Turkey are two brother countries. 
Pakistan ve Türkiye iki kardeş ülke gibidirler.

China and Thailand are border countries to each other. 
Çin ve Tayland birbirlerine sınır ülkelerdir.

İngilizce Renkler

İngilizce renkler herhangi bir şeyin rengini belirtmek istediğimizde bizlere yardımcı olurlar. İngilizce konuşurken hayatımızın her anında İngilizce renklere ihtiyaç duyarız. Tüm İngilizce renkler ve anlamları aşağıda bilginize sunulmuştur.

White:  Beyaz

Black:  Siyah

Yellow:  Sarı


Pink:  Pembe

Blue:  Mavi 

Green:  Yeşi

Red:  Kırmızı
Purple:  Mor

Orange:  Turuncu 

Brown:  Kahverengi 

Grey:  Gri 


İngilizce renkler hakkında örnek cümleler

İngilizce renkler çok fazla olmadıkları için biraz pratikle ezberlenmeleri kolay olacaktır. 
 

Ali : What color is it?:  O ne renktir?

Ayşe : It is Blue.:  O mavi renktir.

 
My car is white.:  Arabam beyazdır (beyaz renktir).
 
She wants to buy a red color tshirt.:  O kırmızı renk bir tişört satın almak istiyor.
 
My sister’s favorite color is pink.:  Kız kardeşimin favori rengi pembedir.
 
They have light blue pants, whereas we have dark blue pants.:  Onların açık mavi pantolonları var, oysaki bizim koyu mavi pantolonlarımız var.
 

İngilizce Renkler Şarkısı

İngilizce Meslekler

ingilizce meslekler

İngilizce meslekler ne iş yaptığımızı söylememizde bizlere yardımcı olurlar. Günlük hayatta en çok karşımıza çıkan İngilizce kelimeler arasındadır. En sık karşılaştığımız İngilizce meslekler ve anlamlarını aşağıda bulabilirsiniz.

İngilizce Meslekler ve Anlamları

Accountant:  Muhasebeci

Doctor:  Doktor

Nurse:  Hemşire

Baker  Fırıncı

Surgeon:  Cerrah

Dentist:  Dişçi

Mechanic  Tamirci

Teacher:  Öğretmen

Firefighter:  İtfaiyeci

Butcher:  Kasap

Writer:  Yazar

Farmer:  Çiftçi

Pilot:  Pilot

Carpenter:  Marangoz

Judge:  Yargıç

Architect:  Mimar

Actor:  Aktör

Actress:  Aktrists

Dustman:  Çöpçü

Fireman:  İtfaiyeci

Lawyer:  Avukat

Mechanic:  Araba tamircisi

Postman:  Postacı

Sailor:  Denizci

Scientiest:  Bilim adamı

Salesman:  Satıcı

Singer:  Şarkıcı

Soldier:  Asker

Shop assistant:  Tezgahtar

Translator:  Tercüman

Journalist:  Gazeteci

Retired:  Emekli

Bu kelimeler çok fazla oldukları için yukarıda sadece en sık karşılaştıklarımızı listeledik. İngilizce meslekler ile ilgili en kolay pratiği etrafınızdakilerin mesleklerinin İngilizce anlamlarını öğrenerek yapabilirsiniz.

İngilizce Meslekler Hakkında Örnek Cümleler

Ali: What is your job? 
Mesleğiniz nedir?

Ayşe: I am a translator. 
Ben bir tercümanım.

I want to be a journalist when I grow up. 
Büyüyünce gazeteci olmak istiyorum.

I love my English teacher. 
İngilizce öğretmenimi seviyorum.

My brother is a soldier. 
Ağabeyim askerdir.

She works as a shop assistant. 
O tezgahtar olarak çalışıyor.

My grandfather is a farmer. 
Dedem çiftçidir.

İngilizce Mevsimler

ingilizce mevsimler

İngilizce mevsimler ve İngilizce aylar en sık kullandığımız İngilizce kelimeler arasındadır.

İngilizce Mevsimler ve Anlamları

Spring:  İlkbahar

Summer:  Yaz

Fall:  Sonbahar (Amerika İngilizcesi)

Autumn:  Sonbahar (İngiltere İngilizcesi)

Winter:  Kış

İngilizce mevsimler sadece 4 tane oldukları için öğrenilmesi çok kolaydır. Mümkün olduğunca fazla sayıda cümleler kurmak öğrenmenizi kolaylaştıracaktır.

İngilizce Mevsimler Hakkında Örnek Cümleler

We are in Spring.  Biz ilkbahar mevsimindeyiz.

My son was born in Summer.  Oğlum yazın doğdu.

They will marry in this winter.  Onların bu kışın evlenecekler.

I love Summer.  Yazı seviyorum.

Autumn comes before Winter.  Sonbahar, kıştan önce gelir.

Yukarıdaki İngilizce mevsimler içeren cümlelerin bazılarında “in” edatının kullanıldığını fark etmişsinizdir. “In” edatı hangi mevsimde olduğunu belirtmek istendiğinde mevsimden önce gelir.

İngilizce Sayılar

İngilizcede sayılar günlük hayatta en çok kullandığımız kelimeler arasındadır. Bazen alışveriş esnasında, bazen ofiste, bazense okulda, gündelik hayatımızın neredeyse her anında vardırlar. 

İngilizce Sayılar 100’e Kadar

One : Bir
Two : İki
Three : Üç
Four : Dört
Five : Beş
Six : Altı
Seven : Yedi
Eight : Sekiz
Nine : Dokuz
Ten : On

Okunuşları için hemen yanlarında bulunan hoparlör ikonuna tıklayınız.

Eleven : On bir
Twelve : On iki
Thirteen : On üç
Fourteen : On dört
Fifteen : On beş
Sixteen : On altı
Seventeen : On yedi
Eighteen : On sekiz
Nineteen : On dokuz

Püf noktası: 16-19 Arası İngilizce sayılar sonuna “teen” eki alırlar. Örnek vermek gerekirse; 16 demek için önce 6 sayısını (six) ve hemen ardından “teen” ekini getiririz. Aynı şekilde 17 demek için önce 7 anlamına gelen “seven” ve hemen ardından “teen” ekini getiririz. Aşağıda örnekleri görebilirsiniz.

Six : Altı
Sixteen : On altı

Seven : Yedi
Seventeen : On yedi

Eight : Sekiz
Eighteen : On sekiz

Nine : Dokuz
Nineteen : On dokuz

20-100 Arası İngilizce Sayılar

Twenty : Yirmi
Thirty : Otuz
Fourty : Kırk
Fifty : Elli
Sixty : Altmış
Seventy : Yetmiş
Eighty : Seksen
Ninety : Doksan
One hundred : Yüz

Püf noktası: 60-90 Arası sayıları belirtmek için önce sıfırdan önce gelen rakamı yazarız ve hemen ardından “ty” ekleriz. Örneğin, 60 sayısı için öncelikle sıfırın yanındaki sayı yazılır ve yanına “ty” ekleriz. Peki, bu sayı 70, 80 veya 90 olsaydı nasıl olurdu? Biraz düşünün, bulamazsanız cevapları aşağıda görebilirsiniz.

Sixty : Altmış
Seventy : Yetmiş
Eighty : Seksen
Ninety : Doksan
One hundred : Yüz

1’den 100’e kadar İngilizce sayılar işte bu kadar kolay!

İngilizce Sayılar 1000’e Kadar

Two hundred : İki yüz
Three hundred : Üç yüz
Four hundred : Dört yüz
Five hundred : Beş yüz
Six hundred : Altı yüz
Seven hundred : Yedi yüz
Eight hundred : Sekiz yüz
Nine hundred : Dokuz yüz

Püf noktası: 100’den büyük İngilizce sayıları belirtmek için öncelikle kaç yüzden oluştuğunu söyleriz. Örneğin 500 için 5 ve 100 sayısını yan yana getiririz (five hundred). Şayet bu sayının devamı varsa, örneğin 510 ise önce 500 sayısını ve ardından “and” ekleyerek kalan sayıyı yazarız (five hundred and ten).  

One hundred and fourty : 140
A hundred and fourty : 140
Seven hundred and fourty two : 742
Nine hundred and ninty nine : 999
One thousand : 1.000

İngilizce Sayılar 1001 – Sonsuz 

Yukarıda bahsettiğimiz “and” kelimesini aşağıdaki örneklerde de görebilirsiniz.

One thousand and one : 1.001

One thousand and five hundred : 1.500
A thousand and five hundred  :1500

One thousand five hundred and two : 1.502
A thousand five hundred and two  1.502

Şimdi örneklerle öğrendiğimiz sayıları pekiştirelim.

One thousand and one hundred : 1.100
Two thousand one hundred and eleven : 2.111
One hundred thousand : 100.000
One million : 1.000.000
Two million four hundred and thousand : 2.400.000
One billion : 1.000.000.000
Two billion one hundred and fifty million : 2.150.000.000

Şimdi sıra geldi bu sayıları daha kolay ezberlemeye. Bunun için aşağıdaki videoda yer alan İngilizce sayılar şarkısı ezberlemenizi kolaylaştıracaktır. Sorularınız olursa sayfanın sonunda yer alan “Yorum Yap” kısmından gönderebilirsiniz. 

İngilizce Sayılar Şarkısı

İngilizce Aylar

ingilizce aylar

İngilizce aylar ve İngilizce günler günlük hayatta en çok kullandığımız kelimeler arasındadır. İngilizce aylar ile içinde bulunduğumuz ay ile ilgili sorular sorabilir ya da cevaplar verebiliriz. Örnek cümlelerle birlikte anlamlarını aşağıda yer almaktadır.

İngilizce Aylar ve Anlamları

January : Ocak

February : Şubat

March : Mart

April : Nisan

May : Mayıs

June : Haziran

July : Temmuz

August : Ağustos

September : Eylül

October : Ekim

November : Kasım

December : Aralık

İngilizce aylar bazen kısa formlarıyla karşımıza çıkabilir.

Jan: Ocak
Feb: Şubat
Mar: Mart
Apr: Nisan
May: Mayıs
June: Haziran
Jul: Temmuz
Aug: Ağustos
Sep veya Sept: Eylül
Oct: Ekim
Nov: Kasım
Dec: Aralık

Gördüğünüz gibi İngilizce aylar hiç de zor değil. Konuyla alakalı mümkün olduğunca çok alıştırmalar yaparsanız öğrenmeniz çok daha kolaylaşacaktır.

İngilizce aylar hakkında örnek birkaç cümleyi aşağıda görebilirsiniz.

January is the first month of the year. 
Ocak yılın ilk ayıdır.

Do you know months in English? 
İngilizcede ayları biliyor musun?

February comes before March. 
Şubat, Marttan önce gelir.

It is not difficult to memorize the months in English. 
İngilizce ayları ezberlemek zor değildir.

I have been living in Istanbul since last December. 
Geçen Aralık ayından beri İstanbul’da yaşıyorum.

Our teacher asked us to write sentences about months in English. 
Öğretmenimiz İngilizce aylar hakkında cümleler yazmamızı istedi.